Her mezarlık ziyareti dönüşü,

Her hastane koridorundan geçişte,

Ve kimi zaman her pazartesi

Yeni kararlaralırız…

 

Dil öğrenmeye ve çocuklarının dil öğrenmesine tonla para harcayıp ta hala `Anlıyorum ama Konuşamıyorum` diyen, bunca şikâyete rağmen hala dil bilgisi kitaplarına gömülü bir dil eğitimi sistemini uygulayan ülkemiz sayesinde mizah sanatçılarının dahi dil bilgisi kurallarına takılmaktan konuşamayan insanlarımızın taklidini yaparak alkışlar aldığı ülkemiz, bu kadar para harcayıp bu derece İngilizce konuşamayan ya da bilse de özgüvenini yitirdiği için konuşamayan insanlarla dolu ülkeler sıralamasında en sondadır.

 

Yaptığı medikal çalışmalarla dünya sıralamasına girmeye aday doktor, ama uluslararası konferanslara katıldığında sadece slâytlarını ezberleyip gidebiliyor ve o sunumu yaparken ya bana bir soru gelirse anlamazsam ya da anlarsam da cevap veremezsem korkusunda. Her türlü yayın gerekliliğini tamamlamış yüz binlerce akademisyen üstüne üstlük dil bilgisi tekniğini ezberleyerek geçtikleri ulusal kökenle hazırlanan yabancı dil sınavlarından dageçer notu alarak profesörlük mertebesine ulaşmışlar ama Türkçe yazdıkları makaleler haydi bakalıııım doğru tercümanlara…

 

Neden?

 

Çünkü YDS puanı süper de çeviri yapamıyor çünkü cümle kuramıyor kuran da konferansta bana soru sorulmasın diye köşe bucak kaçıyor yavaş yavaş konuyu daha da vahimleştirerek acıyorum hepsi binlerce kişiyle birebir kanıtlanmış ve daha sonra da istatistikî çalışması yaptırılmış kanıtlı hikâyedir.

 

Uluslararası firmalarda çalışan ve sahip oldukları satış ve pazarlama yetenekleriyle, alandaki tecrübe ve bilgileriyle kimi zaman uluslararasıarenada dahi meslektaşlarına en az 10 adım fark atacak olan müdürler, satış müdürleri, uzmanlar… vs. vs. plaza koridorlarında yürürken kaçınız şirketinize ziyarete gelen ya da mevcut yabancı genel müdürünüzü görünce yolunuzu değiştirmiyorsunuz ya da yemeklerde yabancı birinin yanına denk gelmemeye çalışıyorsunuz?

 

Maalesef ülkemiz hukukçusundan doktoruna akademisyeninden öğretmenine kadar kendi alanında oldukça başarılı ama sırf yabancı dil konuşamadığı için açıkça yazmak durumundayım kendini ‘’EZİK’’ hisseden milyonlarla dolu.

 

Ülkemizi temsil etmeye giden ama İngilizcenin  ''i'' sini konuşamayan bürokratlarımızı saymıyorum bile…

 

Kimse yanlış anlamasın…

 

Bu kitabı bitirdiğiniz haftanın pazartesi benimle karar alır mısınız?

 

Çok şey istemiyorum,

 

Her köşesi gerçekten cennet olan ülkemin gerçekten çalışkan ve zeki anneleri, babaları, çocukları…

 

Bunca yeteneğimiz varken neden başka ülkelere karşı sırf dil konuşamadığımız için boynumuz bükük duralım diyorum, verdiğiniz kararlar arasında dil öğrenmekte olsun diyorum. Ama gramer kitaplarına gömülerek değil, dil konuşarak öğrenilir felsefesini yaymak istiyorum.

 

 

Çünkü hiç kimse öğrenmek için yaşlı değildir!

 

Sadece bahaneler üretmek için gittikçe daha tecrübeli hale gelir.

 

Bu kitap yabancı bir dil öğrenmek için bir türlü fırsat bulamadım diyenlerin, yabancı dil seviyelerini geliştirebileceklerine inandıran bir kitap olsun istiyorum. Türkiye’de artık anlıyorum ama konuşamıyorum sorunu çözülsün istiyorum.

 

Unutmayın!

 

İngilizceye konuşmaya başlamak için, her şeyi öğrenmek mecburiyetinde değilsiniz, az bir bilgiyle basit şekilde iletişim kurmaya başlayabilirsiniz ve bu süreci hayatınızın içine sokarsanız zaman geçtikçe daha çok şey öğrenmeye başlarsınız.

 

Özellikle belli bir yaşa gelmiş olan katılımcılarım bazen bana “okuldayken yabancı dil dersini hiç sevmezdim, tam bir umutsuz vakaydım “ gibi negatif cümleler kurarlar. Ama unutmayınız ki okulda yabancı dil derslerinde pek de başarılı olmayan birçok insan daha sonra yabancı dili öğrenebilir.

 

Günümüz dünyasında çok daha şanslıyız aslında… Modern yöntemler, eğlenceli ve iletişim kurmaya çok daha yardımcı metotlar mevcut. Yeter ki kendinize güvenin. Utanmak diye bir şey yok! Hata yapmak dil öğrenme sürecinin çok doğal bir parçasıdır ve emin olun karşınızdaki insanlar bunu hoş görecektir. Bu nedenle, endişeyi bırakın, sadece deneyin!

 

YENİ KARARLAR VE YENİ BİR DİL

 

PEKİ, YA NASIL

 

BAŞLAYALIM?

 

Öncelikle hangi hedef için dil öğrenmek istediğinizi belirtmeniz gerekmektedir. Günlük dili konuşmak istiyorsanız bunu sadece bir kursa giderek halledilebilecek bir şey olarak görmemelisiniz, bir varış noktası olarak görmek yerine, yaşamınızın içine sokmalı, yürüdüğünüz yol haline getirmelisiniz.

 

Eğer dil öğreniminize kendi ülkenizde devam etmek istiyorsanız haftada birkaç defa yabancı dil eğitimlerine katılın, konuşma gruplarına gidin ve mümkünse yabancı arkadaşlar edinin. Teknolojik gelişmeler sayesinde de tek başına dil öğrenmek kolaylaştı, internetteki programlar ile istediğiniz zaman istediğiniz şekilde görsel ve işitsel materyalleri kullanabilirsiniz, buradaki tek sorun kendi kendinizi motive etmek zorunda kalmanız olacaktır.

 

Eğer yabancı dilinizi yurt dışında geliştirmek istiyorsanız, imkânlarınız dâhilinde birçok eğitim programına katılabilir, hatta yurt dışındaki bir dil kursu genellikle daha yoğun programlar içerdiği için kısa sürede çok şey öğrenebilirsiniz. Etraftaki insanlarla iletişim kurar ve yaşam tarzlarını tecrübe edersiniz.

 

HADİ ARTIK BU YIL FARKLI OLSUN; BAŞLADIKTAN SONRA SAKIN BIRAKMAYIN!

 

Yabancı bir dil öğrenmek oldukça eğlencelidir aslında, çünkü dünyaya açılan kapıdır ve kariyer hayatınızdaki en büyük silahtır. Ancak başarılı olmak için mutlaka motive de olmanız gerekir. Ne kadar aktif olursanız o kadar başarılı olursunuz. Cesaretiniz kırılırsa veya hayal kırıklığına uğrasanız bile ki bu birçok insanın başına gelir, bir öğretmenle ya da beraber dil öğrendiğiniz biriyle konuşun. Ara verebilirsiniz. Böylece bu sizin yeni bir enerjiyle tekrar başlamanıza yardımcı olacaktır.

 

Her şeyi hemen öğrenmeye çalışarak kendinizi zorlamayın, önce kendinize açık ve gerçekçi hedefler belirleyin ve öncelikle kendi öğrenme hızınızın farkında olun. Yeni öğrenme yollarına açık olun. Klasik dil bilgisi kitaplarını bir kenara bırakın. Yeni yöntemler, yeni teknoloji size yardımcı olacaktır.

 

Bu dilde iletişim kurabilmek için her fırsatı değerlendirin.

 

Hata yapmaktan sakın korkmayın. Düzenli olarak çalışıp hatalarınızı mutlaka azaltabilirsiniz. Asıl olan şey sizin bildiklerinizi akıcı bir şekilde aktarabilmenizdir.

 

Öğrendiklerinizi sürekli tekrar edin ve gelişiminizi düzenli olarak izleyin.

 

Okuma ve dinleme alıştırmalarının olması çok önemlidir. Ne kadar çok dinlerseniz o kadar iyi konuşursunuz. Okumak ise daha iyi yazmanıza yardımcı olur. Elinizdeki telefonlar artık bu amaç için kullanılsa hiç de fena olmaz değil mi? Öğrendiğiniz dilin doğal olarak kullanıldığı metinleri okuyun ve dinleyin (gazete, TV, radyo gibi).

 

Okurken her sözcüğün anlamını anlamanın gerekli olmadığını bilin.

 

İlerlemenizi kontrol edin. Üzerinde çalıştığınız bilgilere tekrar bakın.Yapabildiğiniz kadar çok konuşma pratiği yapın (sınıf arkadaşlarınızla, karşılaştığınız yabancılarla, hatta kendi kendinize)

 

Daha çok kullanmanız gereken ifadeleri ezberleyin (birisiyle tanıştığınızda, alışveriş yaparken kullanacağınız ifadeler gibi).

 

Pek çok insan bir başka dili mükemmel bir aksanla asla konuşamaz. Diğer insanlar sizi anladığı sürece bu çok sorun olmayacaktır. E-posta, kart, mektup, vs. yazarak, yazıyla iletişim kurma fırsatı yaratın. Anlamlarına göre gruplandırdığınız zaman yeni sözcükleri öğrenmek çok daha kolay olacaktır.

 

Öğretmenler sadece öğretir, ama yalnızca hedefinde gerçekten “öğrenme eylemi” olan öğrenciler öğrenebilir. En nihayetinde, kendi ilerlemenizden yalnızca siz sorumlusunuz. Dolayısıyla en iyi yöntem, öğrenebilmenizde sizin için en iyi olandır.